Bizim kültürel kodlamalarımız o
kadar çok ki :) Tüketim anlamında; toplum olarak çok sıcakkanlıyız,
misafirperveriz ve kendimizi en iyi ifade etme şekli karşımızdakine yedirmek
içirmek.
Misafir geldi mi onunla
geçireceğimiz güzel vakitten daha çok ne yedirip ne içireceğimiz önemli oluyor.
Hazırlıklar yapılır, her şey her
nokta atlanmadan düşünülür. Bizde misafire yapılan hazırlığın yanı sıra kendi
evimizde ailemizde de aynı hürmet şekli devam eder.
Bizim buralarda akşam yemeği
varsa çorbayla başlar; yemek yanına pilav cacık ardından artık ne olursa pasta
tatlı... Bu normal bir rutindir! Obez olduğum zamanlarda da bunlardan eksik
olan olduğunda sofrayı beğenmediğim çok gün olmuştur. Hiçbir zaman bu durumu
sorgulamadım o kadar normaldi ki şişman olmamın bu kültürle çok alakası
olmamalıydı. Tabi ki tüm bunların online zayıflama sürecini kilobekçimle yaşamadan önceydi.
Kış için yapılan hazırlıklar var bir
de… Elbette yapacağımız tüketimi sağlıklı bir şekilde yapmak fikri güzel. Ama
sanki on aile yaşıyormuş ya da savaşa hazırlanıyormuş gibi yapılan kışlık
hazırlık yapılıyordu. Kavanoz kavanoz yapılan konserveler… Buzluğa sığmayan
poşet poşet hazırlıklar için alınan ekstra derin dondurucu ..
Bu bile insana yapılan tüketim
baskısı aslısında. İnsan tüm kış boyunca tüketim ihtiyaçlarından uzak bir
şekilde bunları bitirmek için verdiği savaş bile daha fazla fazla tüketmesine
neden oluyor. Bu kış neyse ki online zayıflama sürecinde böyle bir stoklama mantığına
girmedim. Yemek stoklamak yerine anı stoklama mantığını seçtim.
Bir de şu var evde her zaman
stokta çekirdek kuruyemiş ;her türlü pasta hazırlığına karşı şeker un mevcuttur.
Çünkü gecenin bir yarısı bile can tatlı çekebilir. Bence bunların her türlü
ihtimale karşı evde bulundurmak bile gereksiz zamanlarda insanları gereksiz
tüketimlere itebilir. Şimdilerde de evde bu tarz kuruyemişlerim var. Fakat online zayıflama sürecinde; AÇLIK ve TOKLUK hissini kontrol
edebilmeyi öğrenmeyi başardım. Bunları gerektiği zaman AÇLIKTAN korunmak yerine
keyiflik tercih olarak yapabiliyorum.
Bizim buralar Doğu Akdeniz olarak
gayet etçil ve yağlı tüketimi seven bir toplumuz… Et kokularına 7/24 maruz kalabiliyoruz.
Burada gece 12 de bile uçaktan inan misafir önce kebapçıya götürülür. onun aç
olmaması, sağlığına dikkat etmesi, gece o saatte yapacağı tüketim rahatsız edip
etmemesi hiç önemli değildir. Ta ki online zayıflama sürecini yaşayana kadar benim içinde
geçerliydi. Şimdilerde insanlara sevgimi yemekten çok yürekten vermeye
çalışıyorum. Hem onlar hem de kendi adıma büyük bir zevk oluyor.
Bizim burada sebze etsiz pişerse
yemek yemek değildir!
Sabah tam teşekküllü kahvaltı
yapılmazsa, Zihni'miz yarım kalır, derslerde başarılı olamayız...
Kurban bayramı gelmeden kadayıf
tatlıları pişer... Her gittiğin misafirlikte onu yemezsen herkesin zoruna gider!
Eskiden her kurban bayramında hastaneye yatırırlardı beni. Mide fesatı denilen
ama neden olduğunu çözemediğim sorunlarım olurdu. Oysa kurban bayramında
sınırsız tüketilen ikramlar tatlılar ve sabah kahvaltısıyla başlayan et
fasılları bunun nedenleriydi. Gece yarıları devam eden yemek fasıllarını da
unutmamak gerek. Çünkü bayram hudut yenilir içilir. Fesat da geçirsen sorun
değil önemli olan yiyip içip bayramın hakkını vermektir. Fakat bayramın sadece
yeme içmeden olmadığını daha net anladım. Sevdiklerimle zaman geçirmenin ve en
önemlisi sağlıklı nefes almanın farkını online zayıflama sırasında kilobekçimden öğrendim.
Kurban bayramı demişken; tabi
birde tüm ramazan boyunca hazırlanan iftar menüleri var. O menüler tam
olmalıdır. Neye göre, ayrı bir soru ama… tüm gün boyunca tüketmeyeceğin
tüketimi bir akşam da tüketmek zorundasındır sanki. Sürece başlamadan önce bu
süreç kilo aldığım süreçlerden bir tanesi oluyordu. Fakat ramazanın kendi
manevi dünyasını olumlu tarafında değerlendirmeyi online zayıflama süreci sırasında öğrendim.
Bizim buralarda kızartma olayı
var tabi. Sevgi göstergesi gibidir adeta… Annen o sabah sana kızartma yaptıysa
çok süper bir olaydır. Hem de saatlerce uğraşmıştır annen yapmak için.
Bir de tabi sadece kültürel
kodlama olmayıp sorgulamadan kabul ettiğimiz; üç ana öğün, üç ara öğün
zihniyeti var. Bu yüzden sabahtan başlayan tüketim gece yarılarına kadar devam
eder.
Ha bir de iyi yemek yapan börek
açan, mantı döken kadın, kadın gibi kadındır… Marifetlidir...
Ve tabi yöremizin en
vazgeçilmezi; malum adını vermek istemediğim bir hocamızın da yiyin demesi
üzerine bu konuda ki tüketim tavan yapmıştır. Bunun adı kuyruk yağı. Her yemeğe
özenle girmesi çok faydalı olduğuna inanıldığı için o kokuya rağmen eritilerek
özenle kavanozlanmaktadır. Sonra da bölgesel olarak yüksek oranda kalp damar
sağlığı sorununun olması da kaçınılmaz oluyor.
Ben bizim bölge ( Adana ) dışında
ege bölgesine tanıklık ettim. Üniversitedeyken bizim tüketim tarzımızdan o
kadar farklı gelmişti ki…
Sebze balık... Sebze ile
insanların nasıl doyduğunu anlayamamıştım.
Sokaktan gece gündüz yükselen
kebap kokuları yoktu. İnsanlara baktığımda da bize oranla daha doğru yağlarla
beslenme tarzı oluyordu. Bizim gibi her yemeğin içinde et yoktu. Bir tanıdığa
misafirliğe gitmiştik evet gene hazırlanan yemekler; ısrar edilen ikramlar
vardı. Demek ki toplum aynı toplumdu! Sadece değişen ikramların içeriğiydi. Ve
daha önce gördüğüm ve değerlendirdiğim kişiler gibi yaşamayı öğrendim. Bu
farkındalığı bana online zayıflama sırasında kilobekçim verebildi.
Türk toplumu aynı Türk toplumu! Ülke
içinde değişen tüketim tarzlarıyla; yaşam süreleri ,hastalık cinslerinin bile
değiştiğine eminim. Ama ısrarcılık; tüketim fazlalığı ile ilgili çokta değişim
gösterdiğini sanmıyorum. O yüzden Gandhi’nin sözüne kulak verdim.
”Dünyada görmek istediğin
değişiklik ol”
Ve Hk performans bünyesi altında online zayıflama ile kültürel kodlarıma antivirüsleri yükledim.
Bu konuda sizlere de yardımcı
olalım, elimizden gelen bütün yardımı yapalım. Buraya tıklayarak online zayıflama okulu Gelişerek Zayıflama hakkında
detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Online kilobekçiliği nedir?
Sorusunun yanıtını da kısaca aşağıdaki videodan bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder